Onurlu; Kendi içinde kendi değerini, koruma mekanizması olan insandır...
Türklük; Bir ırk diye tanımlanabilecek kadar basit bir genetik hadisesi değildir. Türklük 7000 yıllık bir oluşumdur. Atalarından gelen ve doğruluğu ispatlanmış kaidelerle, insanın olgunlaşmasıdır. Bir felsefedir, kültürdür, insanlara mahsus güzel bir özelliktir. Türklük insanın kanında, DNA’sında değil, maneviyatındadır. Türklük; Gönüldedir, vicdandadır, akıldadır. Türklük, soyağacında, gen haritasında değildir. Irkçılıkla eşleştirilemez, bağdaştırılamaz. Bu tür yaklaşımlar kötü niyetli kimselerin, kötü gösterme ve karalama gayretlerinden başka bir şey değildir.
Türklük bir şahsiyettir. Bir tanımlamadır. Kişinin kim olduğunu, özelliğini ve olaylara karşı duruşunu gösterir. Türklük; Ucunda bir mükafat olmaksızın, bir zaman değil her zaman erdemli insan olmaya gayret etmektir.
Türkün, sarışın mavi gözlüsüde olur, kara kaşlı kara gözlüsüde olur. Türkün boylu poslu, güçlü kuvvetliside olur, ufak tefek ama zehir gibi akıllısıda olur. Kaş göz, boy pos, şekil şemal, Türkü göstermez. Zaman onu gösterir. Gerçek Türk kendini her yerde belli eder.
Türklük insana mahsus erdemlere yakın gitmeye çalışmaktır. Türklük doğruluk eksenine yaklaşıldığında artan bir frekans gibidir. Bu frekansın varlığını hisseden insan da memnuniyet ve tatmin oluşur. Gerçek Türk bunu yüreğinde hissedendir. Kainata yüreğinden bağlıdır. Dünyaya, doğaya, tüm canlılara, bulunduğu yere ve yaşadığı ortama her zaman saygısı ve sevgisi vardır. Gerçek Türk tabiatın bir parçasıdır. Başkaları gibi ayrı ve aykırı olmaya çalışmaz. Onunla bütünleşmiştir. İçinde bulunduğu şartlar kötü, gidişat hayra-alamet olmasa bile; Yaşam enerjisini içinde muhafaza eden ve hatta zor durumlarda bunu daha da artırandır. Sahip olduklarına ve yaşantısına şükredendir. Daha fazlasını elde etmek için, ağlayan, yalvaran, isyan eden, çirkeflik yapan değildir, olamaz. Gerçek Türk’ün her şeyden evvela duruşu sağlamdır. Eğilip, bükülmez. Bırak yıkılmayı, öyle kolay kolay sarsılmaz.
Gerçek Türk; Doğru insana en iyi örnektir. Doğruluk, Türklüğün kıvamını artırdığı gibi, yanlışlarda insanı Türklükten uzaklaştırır. Türklük; Adiliği, hainliği, hipneliği, kötülüğü kaldırmaz. Bunlar varsa Türklük elden gider. Türklük bir yoldur. İzlenen bu yol insanı özel insan yapar.
Gerçek Türk olmanın şartları vardır, yeterlilik gerektirir. Ama torpili, beleşi, avantası, sosyal garantisi, yoktur. Türklüğün şanı, şerefi vardır. Bunun için Türk olunur.
Gerçek Türk; Yiğitlik ve mertlik konusunda ingilize, şövalyelik öyle olmaz böyle olur diye doğrusunu gösterir. Konu güzel sanatlar oldumu fransıza sanat tarihi dersi verir. Ticareti ne olursa olsun para kazanmak zanneden amerikalıya, ekmek parasının ne anlama geldiğini öğretir.
Türk; Yaşayarak olunur. Doğan bebeğin; Kanında, DNA’sında, soy ağacında, genetik haritasında Türklük aramak doğru olmaz. Onu gelecek gösterecektir. Türklerle, Türk memleketinde yaşamayı sevmişse, Türk kültürünü ve Türk töresini benimsemişse, hayata ve insana sevgisi varsa, insana mahsus erdemlere gönülden bağlanmışsa, o artık Türk olmuştur. Bunu “Ne mutlu Türküm diyene!” diyerekte cihana ilan eder...Türklük; İçten gelen bir sevgidir. Sevgi kadar güzeldir. Lakin zorla güzellik olmaz, zorla Türklük hiç olmaz. Türklük, gönülden olur. Bunun için kimseye ısrar etmeyede gerek yoktur. Herkes Türk olmasada olur. Olduğu kadarı cihana yeter... Türklük; Özgürlüğü seçmektir. Özgür iradenin hayat buluşudur.
Misal vermek gerekirse; “Ben Diyarbakır’da da doğsam, Ziya GÖKALP gibi Türk olurdum.”