Reklam
ZOR KÖPRÜSÜ - ЗОР МОСТА - BRIDGE OF ZOR

Erdemli insan

PDFYazdıre-Posta


   
İnsan nedir?

  Düşünebilen, etrafındaki bilgileri toplayıp yorumlayabilen, sonuçlar çıkartarak uygulayabilen, çevresindeki kaynakları kullanabilen ,akıl yetisine sahip bir canlıdır. Akıl ve uygulama yetisiyle diğer canlılarla arasında dünya kadar mesafe vardır. İnsanlarda kendi aralarında çok farklı şekillerde kategorize edilebilir. Farklı sınıflara ve derecelere ayrılabilir. Akıl ve aklını kullanma yetisini baz alarak insanları gruplayabiliriz. Sonradan kazanılmış güç ve nüfuz özelliklerini baz alarak insanları yine sınıflandırabiliriz. Etnik yapılarına ve fiziksel özelliklerine görede ayırabiliriz. Ama insanın iyisini tanımlamak istersek yukarıdaki ayrımlar ve gruplamalar hafif kalır. İnsanın değerini tespit edebilmek için en iyi değerlendirme erdem kriterleriyle yapılabilir. Sadece insana mahsus bu davranış kriterleri, iyi insan ve kötü insan arasındaki doğrusal çizgide, kişinin nerede olduğunu gösterebilir. Erdemlerin insana değer kattığını, kötü davranış ve huyların da değerini azalttığını düşünürsek, iyi insanı değerli olarak taçlandırabilir. Kötü insanıda değersiz diye tanımlayarak yerin dibine sokabiliriz.

    Hatta bunu içinde bir raiting sistemi icat edebiliriz. Buna benzer bir şeyi at yarışlarıyla bilimsel olarak ilgilenen kardeşim yapmıştı. Şöyleki atlar yarıştığı rakiplerine göre raiting puanı almakta, kilo, mesafe, jokey, pist gibi faktörlerde atların raitingini etkilemekteydi. Bu sisteme göre başarılı olan atların raitingi yükselmekte, başarısız olanlarınki düşmekteydi. Sonuçlarda oldukça başarılıydı. Mesela grubun raiting ortalaması 1800 iken o grupta 2000 üstünde raitingi olan atın yüksek ihtimalle kazanacağını yada bir aksilik durumunda en kötü ihtimalle dereceye gireceğini kestirebiliyordunuz.

   Kaldıki buna benzer bir sistemi asırlar önce atalarımız düşünmüş. Her insanın ve insan topluluğun BUYAN ( rüzgar tayı ) dedikleri bir nevi raitingi varmış. Buyan bir nevi talih gibide açıklanabilir. Kişinin ve toplumun dilediği iyi şeylere kavuşma ve elde etme şansı, diyede tanımlanabilir. Toplumun buyanıda o toplumun kalkınma ve refahını etkileyen bereket puanı gibi düşünülebilir. İnsanların erdemli davranış ve düşünceleriyle buyanları yükselmekte, kötü ve olumsuz davranış ve hareketlerinden düşmekte imiş. Kişinin yaptığı olumlu şeylerden dolayı bağlı bulunduğu toplumunda buyanı yükseliyormuş. Örnek olarak bir köyden çok başarılı bir pehlivanın çıkmasının; o köyün bereketini artırdığına inanılıyormuş. Yahut bir aile ferdinin harami olmasının bütün ailenin başına uğursuzluk getirdiğine inanılıyormuş. Oldukça mantıklı olan bu sistemde kişinin sorumluluğunun kendisiyle bitmediği, her bireyin toplumsal bir sorumluluğunun olduğuda belirtilmiş. Aslında bir nevi Tanrının adaletinin işleme mekanizması gösterilmiş. Doğru düzgün yaşar, iyi şeyler düşünür, iyi şeyler yaparsan; Elbetteki hayatında da  başına iyi şeyler gelir. Ama yalan yanlış yaşar, kötü şeyler yaparsan, Tanrının hışmına uğrarsın, sende yakınlarında bundan zarar görürsün, ondan sonrada “benim başıma yada bizim başımıza bunlar neden geldi deme” şeklindede sonucu açıklanmış.

Benim buna yorumum. “gelde inanma”